21/5/2007 - BULUTLARA KÖPRÜ(Bir Kaçırma ya da Kaçırılma=) Hikayesi)
İzmir'deydim dün gece...Konsere yetişememiştim ama yine de çok mutluydum...Çünkü planımı yapmıştım...Kafaya koymuştum kaçıracaktım onu...Nasıl bi heycan içindeydim anlatamam...Elim ayağım titriyordu, kalbim yerinden çıkmak istiyordu-ki Allah'tan fizyolojim izin vermiyordu=)Siyah giyinmiştim dikkat çekmemek için-ki mümkün diil ışıl ışıl güzelliğimin dikkat çekmemesi=))-sessizce kulise yaklaştım...o içerdeydi, sakince oturuyordu...Konser biraz yormuştu sanırım, belki de sevecenleriyle buluşmanın heyecanıydı O'nu yoran...Kapı hafif aralıktı, tatlı tatlı esiyordu hava, serinlemek mi istemişti yoksa dışarıdaki coşku sessizliğe gömülene kadar dinlemek mi istemişti tam bilmiyorum...Kapıyı tıkladım iki kez....Bana doğru döndü...Birşey söylemesine fırsat vermeden içeri girdim...Gülümsedi...
-"Hoşgeldin Sevecen" dedi
kalbim iki hatta üç yok yok en az beş kat daha hızlı çarpmaya başladı...Bu hissi İstanbul'daki konserinde sahneye ilk çıktığında da hissetmiştim...Sadece gülümseyebildim...Hatta onu bile yapıp yapmadığımdan emin değildim...Diğerlerinden farklıydı çok...Nedenlerle niçinlerle yormadı heycandan yorulmuş olan kalbimi...Bekledi...
-"Sizi almaya geldim, bu akşam size eşlik etmek istiyorum izin verirseniz" dedim.
dedim mi acaba, yoksa sadece içimden mi geçirmiştim bu cümleyi? Kafam karmakarışıktı...
-"Olmaz, gitmeliyim" dedi
-"Olmazları ekiyor olurlar biçiyorum(Bunalım), birlikte gidelim" dedim
-"Peki Sevecen, nereye gideceğiz?" dedi
-"Bulutlara köprü(Bulutlara Köprü-2000) kurmuştunuz ya işte oraya, oradan belki vaktimiz yeterse bulutlara" dedim...
-"Yıkılmamış mıdır o köprü?"diye sordu hüzünle
-"Dışarıdaki sesler yıkılmadığını göstermiyor mu size? Hadi daha fazla oyalanmayalım, gece kısa ayrılık yakın" dedim
-"Her sevincin her kederin , sonsuz denen göklerin, en ölümsüz sevgilerin herşeyin bir sonu varsa ayrılıkların da sonu var(Anlasana)" dedi
Gülümsedim, o sesi o kadar yakınımda hissetmek hani bu kaçırma eylemini bu kadar planlamış olmasam bayılacaktım...
Yürümeye başladık yanyana, Sessizdik ikimizde...Kafamda dönen milyonlarca soru uçup gitmişti aklımdan...Yine de sessizliklere dayanamayan yüreğim soru sor die fısır fısır fısırdıyordu...
-"Neden bu kadar mahrum bıraktınız bizi kendinizden?" dedim...
-"Ben sizlerleydim herzaman, cismim yoktu sadece aranızda, ama siz benim cismimden önce şarkılarımı sevdiniz, anlattıklarımı sevdiniz..." dedi.
-"Peki nedendi bu yokluk, nedendi bu saklanış?" dedim.
- "Şapkayı alır giderim, binanaleyh Olanaksız netekim, olur kanaatindeyim Muhterisler muhterem, kargalar şahin oldu Tüm zeka özürlüler müneccim / kahin oldu 900'lü kanallar, bir garip türkilizce Kovduğumuz kovboylar bara müdavim oldu Yaşlı bir topal katır, ne yürür ne bırakır Aslan postu giyinip ormana kral oldu Sürü aldı başını, çoban derin uykuda Fırlatmış şapkasını, pinekliyor kuytuda Radyasyonlu bebeler, utanmadan bakanlar Filim / kitap yakanlar, hoş bir merasim oldu Bitmeyen bir katliam, dünya seyir duruyor Karanlıklar yürüyor, geceler yarim oldu 'Herhangi bir sözcüğün işitimsel imgesini, anlıkta ona karşılık düşen kavramla buluşmadan yakalamak ve anlamak bir tansıktır'. Aydınlar post peşinde, herkes düzene uydu Geriatrik yazarlar, artık ödüle doydu Ne bir hassas terazi ne bir küçük ışıltı Kantarın topu kaçtı bu beni yola koydu Böyle başa bu traş, bu çocuk şarkıları Türk popu hamle yaptı, sağır sultanlar duydu Dostlarım da değişti, metamorfoz sancısı Al takke/ver külahla, başka yolun yolcusu Yükselen değerler/eğilimler, cilalı imaj devri Yeni dünya düzeni, kaç perdelik komedi? Kahkahalar doğadan, kahkahalar yeşilden Olan oldu ya, konuşun, ahkam kesin çevreden Möln/Solingen/Germany, allemanie zero point Hitler'in veletleri, o dünya kaldı mı ki ?!. Bu nasıl katastrof'sa bu da öyle koridor Karanlıktan ışığa ve sevgiye gidiyor Bitmeyen bir karnaval, bitmeyen bir merasim Siz, bütün palyaçolar, artık GÖRÜŞMEYELİM Hoyda lelli, hayda lelli, Terelelli, yalelli Hoyda lelli, hayda lelli, Terelelli, yalelli O umutsuz sevgiler hoşçakalın leydiler Beni almaya geldiler Görüşürüz efendim, görüşmeyelim"(Görüşmeyelim)
Uzun uzun güldüm...
-"Bundan daha iyi anlatılamazdı, peki bu kadar uzakken bizleri nasıl kendinize bağladınız? Oniki senedir dinliyorum sizi ve ilk kez geçen Eylül konserinize geldim...Benim için inanılmazdı...Ete kemiğe büründünüz siz, inanamamıştım uzun süre" dedim...
-"sevgi sevgiyle çoğalır, solar herşey sevilmezse, herzaman donar yüreğin seni birşey beklemezse"(Sevgi Sevgiyle Çoğalır) dedi...
her sorunun cevabı bir şarkı vardı...başka söze gerek yoktu...bulutlara kurduğu köprüye gittik her sorunun cevabı şarkılarla...ben sordum o söyledi...hiç bıkmadı usanmadı...(ama onlar aramızda)
Sabah gün ışırken bulutlara yaklaşmıştık...Gözlerimi kıstım güneş ışıl ışıldı...
-"Gitme vakti geldi" dedi...
-" Ayrılıyoruz, içim buruk" dedim.
-"Yine ayrılıyoruz Yine Kendinle kalacaksın bensiz Tekrar görüştüğümüzde ben ben olmayacam artık Ve sen sen olmayacaksın belki Sesimden anlayacaksın Başka şarkılar başka öyküler anlatacak Yürek gözüyle dinleyenlere Yine ayrılıyoruz Gel görki artık uzaklıklar ayıramaz bizi Hayat yükselen bir daire Hep aynı noktalardan geçiyoruz binlerce kere Farklı yüksekliklerde Dairelerini pekiştir tamamla Müziği başa al tekrar dinle Tekrar..tekrar..tekrar..tekrar....." dedi...
Söylenecek ne çok şey vardı oysaki...Benim için son bir şarkı istedim...söyledi...
-Hoşgeldin kadınım..hoşgeldin...
Gözlerimi kapattım ve artık O yoktu...O benim gözüpek yalnızlığım, o garip yanar döner isyanlarım hepsinde gizli saklı tutkularım...die başlamıştım bir başka şarkısını söylemeye..............
|